Scatophagus argus – Ne kadar uzun süre bakabildiniz?

508

Yazan: W. Hering
Çeviren: Serkan Aydın

Bu balıkları senelerdir hiç bir sorun yaşamadan yetiştiren şanslı küçük guruba mı dahilsiniz; yoksa tankınızdaki ölüm oranı, her seferinde yeniden denemek için 2-3 ayda bir yeni balık almayı gerektirecek kadar fazla mı ? Eğer, benim tecrubeme göre daha çok insanın bulunduğu ikinci gruptaysanız, bu makalenin işleri yoluna koymanız için yardımcı olacağını düşünüyorum.

Bu balıklara, genel olarak ev sahipliği yapan bölge Malezya akarsularının denize dökülen kısımları olsa da, denizden uzak, tatlı sularda da nadiren rastlanır. Benim edindiğim bilgilere göre ise, bu balıklar, havaalanlarına ve denizyollarına masraflı nakliyeden kurtulmak için; denizlere yakın, tuzluluk oranının yüksek olduğu bölgelerden toplanmaktadır. Nakliye sırasında ilk başta doğal (tuzlu) deniz suyu ile taşınmaktadırlar. Ancak sonradan tuz eklenmiş ya da eklenmemiş tatlı suya aktarılmaktadırlar. Bu nedenle, balıkların bir bölümünün daha sizin tankınıza gelemeden bile kötü durumda olduğuna şüphe yoktur.

Eğer şanslıysanız, haberiniz bile olmadan, tatlı sudan toplanmış balıklara sahip olabilirsiniz. Hatta bu durumda, hiçbir problem yaşamıyor ve şanssız arkadaşlarınıza, iyi olduğunu düüşndüğünüz tavsiyeler bile veriyor olabilirsiniz. Ancak tavsiyeleriniz genelde onlara yardım etmekten çok uzaktır.

Bu balıkların sert, alkali ve tuzlu suda bakılması gerektiği söylenir. Bu yüzden de suya bir miktar sofra tuzu eklenmesi tavsiye edilir. Bundan daha yanlış bir düşünce yoktur. Çünkü ölen arguslarımızın çoğu tuz eksikliğinden ölmemektedir. Hatta akuaristlerin bir çoğu suya tuz eklemenin balık için hiç bir olumlu etkisi olmadığını söyleler.

Genel olarak ölüm oranı iki etkene bağlıdır.

1. Sudaki yanlış magnezyum/kalsiyum oranı :

– Deniz Suyunda : Magnezyum yaklaşık 1.294 p.p.m. Kalsiyum ise 413 p.p.m.dir.
– Yerel (Cape Town) musluk suyu ortalamaları ise : Magnezyum 2 – 5 p.p.m. Kalsiyum 9 – 15 p.p.m.

Bu nedenle her galon* başına 1 çaykaşığı Magnezyum Sülfat eklenerek, sudaki sülfat oranının arttırılmasını gerekli görüyorum.

2. Fenol Zehirlenmesi :

– Fenol, yavaş hareket eden, sinirsel bir zehiridir.
Bu nedenle belirtileri : hissizlik, balığın akvaryum boyunca çok korkmuş bir şekilde cirit atması olarak karşımıza çıkar. Bu hastalık sırasında kafasını taşlara ve cama vurdukları, hatta yüksek hızda akvaryumun dibine yüzerek kafalarını kuma gömdükleri görülür. Fenol zehirlenmesi, bakımlı tanklarda bile, yemlemeden sonraki 8 saat içinde görülebilir. Arguslar diğer balıklardan farklı olarak bu zehire karşı çok hassastırlar ve zehiri dokularında biriktirirler.

Ben Fenol zehirlenmesini engellemek amacıyla, aktif karbon filtrasyonu kullanıyorum. 1 pint** aktif karbon, içinde iki balık bulunan 5 galonluk bir tankın temizliğini 4-6 hafta arası sağlayacakdır.

Basınç Hastalığı

Belkide, balığınızın yeni yerine tam anlamıyla uyum sağalamadığı ilk haftalarda başınıza gelen durum “basınç hastalığı”dır. Bu durumda balığınızın kanı ve dokuları, iç ve dış ortamdaki basınç eşitsizliği nedeniyle suya karışacaktır.

Acı su balıklarında ozmos regülasyonunun çok komplike bir süreç olduğunu ve bu mekanizmanın doğası hakında çok az şey bilindiğini de belirtmeden geçemeyeceğim.

Ancak basit bir dille, şu şeklde anlatılabilir:
Tuzlu su balıkları ozmos yolu ile sürekli su kaybederler. Bu kaybı, süreli su yutarak karşılarlar. Yuttukları suyun içindeki tuz, bağırsaklar tarafından emilir ve fazla gelen bölümü, solungaçlardaki bu iş için özelleşmiş hücreler tarafından, bir bakıma dışkı yolu ile dışarı atılır. Bu yüzden, bu hücrelere “klor hücresi” de denilebilir.

Tatlı su balıkları ise hiç su “içmezler”. Bunlarda “klor hücreleri” yerine, yüzgeçlerinde; dış ortamdan suyu ve tuzu emebilen ipliksi yapılar bulunur. Fazla su ve tuz ise böbrekler yoluyla dışarı atılır.

Eğer bir tuzlu su balığını, tatlı suya koyarsanız, yine su “içme” alışkanlığını devam ettirecektir. Acı su balıklarında ise durum biraz farklıdır. Bu balıkları tatlı suya koyarsnız su “içmeyi” bırakacaklar ve “klor hücreleri” yok olacak yerine (tabiri caizse) “su hücreleri” oluşacaktır.

Bu nedenle, acı su balıklarını tatlı suya uyarlama süreci; suyun, tatlı suya dönüştürülmesi ile balıkların “klor hücreleri”nin yok olup, “su hücreleri”nin oluşması arasındaki senkronizasyonu sağlamak olarak özetlenebilir.

Doğal ortamlarında arguslar, ozmotik basıncı çok zekice düzenlerler. Özellikle içeriğindeki üre miktarı yüksek olanları tercih ederek, ördek ve diğer kuşlar gibi bazı canlıların dışkılarını yerler. Fishes of India (1878)’da Francis Day, şöyle der: “doğal ortamlarından getirilen bir çoğunun içini açtığımda, midelerinin dışkı ile dolu olduğunu gördüm” Dahası, Malezya’da “lap-lap”ya da “mavi-yeşil alg” olarak bilinen ve nitrojen açısından zengin bazı alglerle kaplanmış taşları da yerler. Akvaryumda ise kendilerine ve diğer balıklara ait dışkıları yerler.

Bu durumda ilk başta söylemeyi unuttuğumuz bir durum ortaya çıktı. Arguslar tatlı su balıklarının dışkılarını yerlerse kısa sürede ölürler. Bunun seebi ise tatlı su balıklarının dışkılarında hemen hemen hiç üre bulunmamasına karşın bol miktarda, zehirli olan amonyağın bulunmasıdır.

Bu nedenle, balıklarımız tamamen uyarlanmadan önce, onları diğer balıklardan ayrı, tek başlarına beslemeliyiz. Eğer argusları damıtılmış suya koyar ve üre ile beslersek bu ortama bir hafta kadar dayanabilecek, üre verilmediğiz taktirde ise bir kaç saat içinde öleceklerdir.

Balıkları üre ile beslemek, dikkat gerektren bir iştir. Çünkü üre de, yüksek miktarlarda balıklarımızı zehirler. Biz, bu işe en uygun yem olarak, öküz dışkısını bulduk. Bu dışkı balıklara verilmeden önce mutlaka dondurulmaldıır. Aksi taktirde sindirimi zordur. Ayrıca dışkı içerisindeki büyük parçalara da dikkat edilmelidir. Ben senelerden beri arguslarımı sadece öküz dışkısı ve alg ile besliyorum.

Senede bir ya da iki kez, Cape Town civarındaki tatlısu havuzlarından alg topluyorum. Gölgelik bir yerde kuruttuktan sonra, plastik paketlerin içine yerleştirip karanlık bir yerde saklıyorum. Bu şekilde, aylarca yeşil renklerini kaybetmiyorlar. Balıkları beslemek için en iyi alg; bir Euryaline türü olan ve Enteromorpha adı verilen, acı sularda bol miktarda bulunabilen türdür. Bu alg önemli bir B1 vitamini kaynağıdır. Kurutulmuş algler, ilk önce tatlı suda (akvaryum suyu değil) çalkalanarak anında şişmeleri sağlanır ve böylece taze algden farkları kalmamış olur.

Ben bir ya da iki balık için; zeminde hiç bir malzeme olmayan, 4 galonluk tanklar kullanıyorum. Eğer akvaryumun dibi camsa, altına siyah kağıt yapıştırıyorum. Tankı magnezyumlu musluk suyu ile doldurdukta sonra, aktif karbon filtremi çalıştırıyorum ve mutlaka bir gece dinlenmeye bırakıyorum. Bu aşamada, eğer mümkünse, bir başka tankımızdan eski akvaryum suyu eklenmelidir. Ardından Eledoa gibi yüzen bitkilerimi yerleştiriyorum. Buharlaşarak eksilen su, zamanla, magnezyum kullanılmadan tamamlanmalıdır. Balık; içinde başka balıklarında bulunduğu herhangi bir akvaryuma alınmadan önce, görsel büyüklüğü de göz önünde bulundurulmalıdır.

Arguslar, saklanmak için karanlık yerleri severler. Cam duvarların herhangi birine yaslanmış arduvaz tabakası, kısa sürede balıklar tarafından bir “garaj” olarak algılanacaktır. Balıklar, tabakanın her iki tarafından da girip çıkabilmelidir. Örnek olarak akvaryumunuzda 4 adet argus varsa dördü için de birer “park yeri” yapmalısınız ki, hepsi kendi “garaj” ları olduğunu anlasınlar.

Yaklaşık 4 yıllık tutsaklığın ardından, tüm arguslarım, yumurtalar içlerinde sertleştikleri içn öldüler, çünkü beslediğim bütün arguslar dişiydi..Şu an, elimde yine büyük bir dişi var ve 6. yaşına girmek üzere. Hiç bir zaman erkek bir balığa rastlamamış olmam ne kadar üzücü. Bu nedenle sadece dişilerin acı sulara göç ettiklerini düşünüyorum. Aynı durum parmakbalıklarında (Monodactylus) da paralelik gösteriyor: Hiçbir zaman, acı suda bir erkek bulamadım. Yaklaşık 20 tanesini açtım. Sonuç : Tümü dişiydi!

Güney Afrika’da da Scatophagidae ailesine üye bir başka tür yaşamaktadır : Scatophagus tetracanthus. Yakaldığım iki tanesinin normal lekeler yerine uzun hatları vardı. Ancak tatlısuya uyarlama işini beceremedim. 20 derecede 1.008 yoğunluğu tolare edebildiler, ama malsef 1.004’te öldüler.

Çevirenin Notu :
***1 Galon = 3.7843 Litre
***1 Pint = 0.473 Litre

Paylaş