Geophaginler (Toprak Yiyenler)

889

Güney Amerika’da tabanı eleyerek beslenmek üzere evrimleşen geophaginler nam-ı diğer toprak yiyenlerin kafa yapıları özelleşmiştir. Gözler kafanın arkasına doğru gerilemiş ağız alt kısım da konumlanmıştır. Ve tabi ki elek görevi gören solungaçlarda oldukça gelişmiştir.

Tabi ki toprak yemezler fakat tabandan aldıkları kumu eleyerek özel solungaç sistemlerinden geçirerek yiyecekleri süzerek beslenirler ve ağız yapıları sayesinde de tabanın oldukça alt kısımlarına inerler ve geride konumlanan gözleri de bu sayede hasar görmez. Ağız dolusu yığının belli bölümleri özel yapılı solungaçlarından geçer ve yiyecek materyali süzerek, solungaçtan ve tekrar ağızdan geri püskürtürler.

Geophaginler üreme stratejileri yönünden de oldukça ilginçtirler. Çok çeşitli üreme stratejileri vardır. Çok eşlilik, hemen ağızda kuluçka, dişi erkek tabana yumurtlama, yumurtlama ve gecikmeli ağızda kuluçka, harem üreme ile tabana yumurtlama ve çok nadir olan tek eşli hemen ağızda kuluçka. Ayrıca üreme stratejileri belirli bir cinste tutarlı iken bireysel bazı üremelerde bile çeşitlilik gösterebilir.

Cinsler:

Geophagus, Heckel 1840

Daha önceleri genel cichlid türleri ile birlikte anılan bu balıklar geophagus türü olarak ayrılmış ve çoğu hobici tarafından surinamensoidler olarak anılmaya başlanmıştır. Ve bu türdeki çoğu balıkta geophagus surinamensis olarak adlandırılmıştır. Ama yeni anlayışa göre toplanan ve ticari olarak ta hobicilere sunulan balıkların toplandıkları yerler ve habitatlarının da incelenmeye başlamasıyla genel olarak geophagus surinamensis değil, G.brachybranchus,G. megasema ve G.proximus olarak çeşitlilik gösterdiği anlaşılmıştır. Bu balıklar yüzlerindeki işaretler, vücuttaki şekiller ve kaudal yüzgeçlerindeki farklılıklarla ayırt edilmiştir.

Hobiciler tarafından yaygın olarak bilinen geophagus türleri biraz büyükçe olurlar fakat az bilinen G.taeniopareius (13-15cm), ve G.argyrostictus (10-12cm) gibi türler daha küçük boyutta olurlar. Geophaguslar tabana yumurtlayan (G.argyrostictus gibi), gecikmeli ağızda kuluçka yapan (G.brachybranchus gibi) ve gelişmiş ağızda kuluçka yapan (G.megasema gibi) türlerden oluşur. Geophagusların 15 türü olduğu tahmin edilmektedir ve bunların sadece yarım düzinesi tanımlanmıştır.

Satanoperca, Gunther 1862

Bu cinsin en bilinen örneği geophagus juruparidir. Yeni anlayışa göre bu tür ve en benzer türleri Satanoperca cinsi olarak tanımlanmıştır. Günümüzde hobicilere sunulan; yüzünde ve solungaç kapaklarında beyaz noktalar olan jurupariler aslında G.leucosticto dur. Gerçek juruparilerde bu noktalar yoktur. Ve bu iki tür gecikmeli ağızda kuluçka yapar.

Bu iki türe benzeyen S.pappaterra vardır. Bir kaç tanımlanması ve detaylandırılması gereken türde daha önceleri juruparinin genç halleri olduğu sanılıyordu. Juruparinin genç halleri olduğu düşünülen balıklar: S.pappaterra ya benzeyen ve Peru’da bulunan, S.leucosticto benzeyen ama beyaz noktalardan yoksun olan, yine Peruda bulunan jurupariye benzeyen fakat burnu daha kısa olan ve son olarak küçük bir satanoperca gibi fakat hemen ağızda kuluçka yapan bir türdür. Bu son balığın orijininden dolayı S. mapiritensis olduğu düşünülmektedir.

Satanopercalar içinde çok çeşitli elekçilerde vardır. Mesela her iki yanında benekleri olan ve dorsal yüzgeçlerinin son ışınlarında uzantıları olanlar. En iyi bilineni S. daemon dur. Her iki yanında büyük benekleri ve kaudal yüzgecindeki tam göz şeklindeki izi ile bilinir. S. daemon tabana yumurtlayıcıdır ve burgu yaparak çiftleşir. Yumurtalarını tabanın 5cm altına gömer ve yumurtalar çatlayınca tekrar gömmek için dışarı çıkartır, yavrular serbest yüzüşe geçebilecekleri zaman tekrar kumdan çıkartır.

Bir başka benekli satanoperca türü S. lilith (tek yanında yukarıda konumlanmış tek benekli türdür S.daemon e benzer) ve S. acuticeps (iki yanında 3 beneğe sahiptir ve kaudal yüzgecinde göz biçimi yoktur) dir. Bu iki türde akvaryum koşullarında üretilememiştir.

Satanoperca türleri yavaş büyür ama en çok büyüyen türlerdir.

Hump-head Eartheaters (Hörgüçlü toprak yiyenler)

Burada yazacağım hörgüç kafalı toprak yiyenler yukarıdaki Satanopercalar gibi sınırlı araştırmalardan sonra geophagus cinsi içerisine dahil olmuşlardır. Ama satanopercaların aksine bu türler tam anlamıyla yetim kalmışlardır. Sebebi ise eksik gen özelliklerinin tanımlanmamış olmasındandır.

Hobimizde en çok bilinen tür Geophagus steindachneri (kırmızı hörgüçlü toprak yiyen)dir. Bu balığın hobicilikte birçok adı olmuştur. G. magdalenae, G. hondae her ikiside yanlış eş anlamlaştırılmış balıklardır. Birde G. pellegrini vardır ki aslında yumru kafa toprak yiyenler gurubundadır bu gruptan birde G. crassilabris vardır.

Bu balıklar Kolombiya’nın Panama’dan gelen kuzey nehirlerinden gelir. Tümü hemen ağızda kuluçka yapan balıklardır ve erkeklerinin üremedeki rolü yumurtanın döllenmesinden sonra biter.

Koruyuculukları söz konusu değildir.

Brasiliensoidler

Yetim kalan bir başka geophagus türüde brasiliensoidlerdir. Şuanda bu grupta tanımlanmış bilinen tek tür Geophagus Brasiliensis tir. G.brasiliensis hobicilikte göstermelik olarak en yaygın türdür. Güncel bir yazıda okuduğum kadarı ile bu tür birkaç özel tür içerisinde gösterilmişti.

Brasiliensisler hobicilikte eşli üremeye sahip , tabana yumurta dizen ve diğer geophaginlere göre daha agresif bir tür olarak bilinir.

Wayne Leibel’in düşüncesine göre bu balıklar geophaginlerin rhabdotus kompleksi içerisindedir, ama bence iskelet yapıları göz önünde bulundurulduğunda mümkün değildir.

Gymnogeophagus, Ribeiro 1918

Gymnogeophagus literatürde çıplak toprak yiyenler olarak geçer. Ön adındaki gymno (çıplak) balığın yanaklarındaki lekesiz görünümü sebebi ile 1918 lerde bu şekilde sınıflandırılmasına sebep olmuştur. Bu tarihten sonra çoğu balık bilimci bu karakteristiğin çok zayıf bir tanımlama öğesi olduğunu belirtmiş ve geophagus cinsi içerisinde değerlendirmiştir. Fakat 1976 yılında Gosse nin tekrar bu balıkları incelemesi üzerine balığın dorsal kuyruğunun önündeki iskelet yapısında çıkıntı yapan ve yukarı aşağı doğru kıvrılan omurga biçimini keşfetmiştir. Bu sebeple gymnogeophagus bu özelliği barındıran balıkları sınıflayan bir alt cins olarak tanımlanmıştır.

Bu cinsin en belirgin üyesi Gg. balzani dir. Tam anlamıyla tanımlanmış bir profili vardır. Ağızdan yukarı doğru düz bir şekilde uzanan ve kafanın üstünde sonlanan bir yüzü vardır. Her iki yanında da vücudun alt kısımlarında belirgin çift barları vardır (bu özellik biotodama türü ile paylaşılan bir özelliktir). G. balzani koloni tipi bir üreme sergiler ve gecikmeli ağızda kuluçka yaparlar. Bir erkek birden fazla dişi ile çiftleşir. Özetle bir erkek haremindeki dişilerle çiftleşir ve dişiler yumurtalar çatladıktan sonra yavrularını ağzına alarak korur.

Yine Gymnogeophagus cinsi içerisinde tanımlanan, Gg. balzani ye benzemeyip daha çok G. brasiliensis e benzese de Gg. Rhabdotus bulunur. Bu balık adı altında satılan çoğu balık aslında brasiliensoid türündedir. İskelet farklılıkları ile görülebilir. Paul Loiselle Gg. Rhabdotus u Gg. Australis olarak tanıtmış fakat bu balığın daha sonra gymnogynes kompleksi içerisine dahil olduğu anlaşılmıştır.

Gg. Rhabdotus taban altı yumurtlayıcı olarak bilinir. Diğer iki alt türü ise Gg. Meridionalis ve Gg. Setequedas tır.

Gg. Gymnogenysler Gg. Balzani gibi koloni halde ürer ve gecikmeli ağızda kuluçka yaparlar. Gymnogenys kompleksinin diğer üyeleri; Gg. Labiatus, Gg. Lacustris ve Gg. Australisdir.

Biotodoma, Eigeomann & Kennedy 1903

Biotodoma cinsi anlam olarak evde yaşayan demektir, fakat Eigeoman ve Kennedy nin bu cinsi ağızda kuluçka yaptıklarını sanmaları yüzünden böyle kalmıştır. Aslında bu cins balıklar tabana yumurtlar ve diğer tabana yumurtlayan cinslerden farklı olarak yavrularını ağızları ile bir yerden başka yere taşırlar.

Tipik üyeleri B. Cupido ve B. Wavrini dir. Bu iki türde gençken oldukça gösterişsizdir ama olgun durumda çok güzel koyu kırmızı ve bakıri renkleri vardır. Erkeklerin yüzünde mavi çizgiler dişilerde ise mavi noktalar bulunur.

Bu cinsin üçüncü türü de henüz tanımlanmamış olan B.sp (red fin tocantis) dir. Çarpıcı renkleri, püsküllü kuyruğu ve her iki yanındaki çift barı ile hobiye kazandırılmaktadır. Cinsiyet farklılıkları cinsindeki diğer balıklar gibidir.

Retroculus, Eigenmann & Bray 1894

Retroculus cinsleri dünyadaki en özel cichlidler olarak görülür. Bütün taban eleme adaptasyonlarına rağmen geophaginlerden değildirler. Daha çok hızlı yüzücüler olarak nitelendirilirler. İnce uzun vücutları ve küçük hava keseleri sayesinde hızlı akan nehirlerde yaşarlar.

Üç türü tanımlanmıştır. R. Lapidifier, R. Septentrionals ve R. Xinguensis. Leibel in tanımlamasına göre R. Lapidifier in geldiği soğuk ve bol oksijenli sular nedeni ile sıradan akvaryumlar için uygun bir balık değildir.

Cardwell in tespitine göre R. Xinguensis kumlu taban üstünde yaşar ve bir tehlike anında kendisini hızlıca kuma gömer.

Acarichthys, Eigenmann 1912

Acarichthys ler tek türden oluşan(A. Heckelii) bir sınıflandırmadır. Bu cins gerçek bir geophagin değildir çünkü olması gereken solungaç yapısı tamamen farklıdır. Ama davranış ve tutumları olarak bu sınıflandırmaya tam oturan bir türdür. A. Heckelii tam bir kum eleyicidir ve Steindachner bu türü Geophagus thayeri olarak 1875 de tanımlamıştır. Bu balığın ilk bulunmasından tam 25 yıl sonradır bu yüzden geçerli bir sınıflandırma olamamıştır.

A.heckelii gerçek geophaginlerden ve bütün diğer cichlidlerden farklıdır. Bunun sebebi de üreme şeklidir. Bu balıklar taban altı yuva yapıcıdırlar ama sadece dişiler yuvayı kazar ve tabanda birbirine bağlı tüneller oluştururlar. Ve erkekte dahil bütün canlılara karşı bu tünelleri korurlar.

Guianacara, Kullander & Nijssen 1989

Guinacara lar gerçek geophagin cinslerinden değildir ama çoğu yönden benzerdirler. Aynı zamanda Aequidens lere ve diğer Acara larada benzerler. Bu yüzden Leibel bu balıkları acaraların içinde tanımlar. Hatta Guianacara geayi orijinalinde Acara geayi ve uzunca bir süre Aequidens geayi olarak bilinmiştir.

Kullender kısaca ve geçici olarak bu türü Acarichthys içinde göstermiş(muhtemelen başka ne yapacağını bilmiyordu) ama sonraki araştırmalarda o ve nijssen yeni bir cins tanımlayıp sadece geayi ve kardeşlerini bu başlık altında toplamayı tercih etmişlerdir.

Yapılan üretim raporlarından ve yayınlanan fotoğraflardan anlaşıldığı kadarı ile hobicilikte Guianacara nın birçok türünün olduğu anlaşılmaktadır ve hepsi geayi adı altında toplanmıştır. Ama hiçbirinde de gerçek G.geayi görülmemiştir. Akvaryumcularda sadece iki türüne rast gelebildim biri G. Owroewefi diğeride G. Sphenozona. İki türde siyah lekeleri sayesinde ilgi görmüştür. Hobide yayılmaya başlayan ve en kolay bulunabiliri olan G. Sp “Red cheek” dir ve bazı ileri hobiciler tarafından üretilmiştir. Bütün guianacara türleri aşırı büyümüş ve siyah lekeli altın kafası ile görülür.

Papiliochromis, Kullander 1977

En popüler olan ram Papiliochromis ramerezi dir ve küçük boyutuna rağmen gerçek bir geophagin dir. Küçük boyutu yüzünden mikrogeophagus olarak anılmıştır.

İkinci tür ise Bolivian Ram (P.altispinoza) dir. Daha yüksek bir vücuda ve kıvrımlı bir kuyruğa sahiptir.

Apistogramma, Regan 1913

Bu cins cichlidler gerçek geophagin lerdendir ve 60 civarında türü bulunmaktadır. Kendi aralarında yarım düzine gruba ayrılmışlardır. Bu ayırım tek bir farklılığa göre yapılmamıştır. En önemli farklılıkları küçük olmalarının yanı sıra bilinen geophaginlere göre daha uzundurlar ve üreme olarak farklılıklar gösterirler.

Çevirenin notu: Bu kısım; ayrı ayrı tür olarak bilindiği için, verilen türe özel notlar çevrilmemiştir.

Apistograminoides, Mcinken 1965

Son cins olan geophagin yine tek türün sınıflandırılmasıdır. İsimden anlaşılacağı üzere apistogramma lara benzemektedir. Farkı anal yüzgecindeki sert ışınların apistogrammalar da 3-4 adetken apistograminioides te 7-9 adet olmasıdır. Tek tür A. Puccallpaensis tir ve ismini toplandığı bölge olan pucalfa,Peru dan almaktadır. Apisto türleri ile aynı şekilde bakılır.

Bakım:

Geophaginler oldukça geniş bir yelpazeye sahiptir ve zordan, yeni hobicinin bakıp hatta üretebileceği kadar kolay türleri mevcuttur. Zor olarak tabir edilen bazı türlerin ihtiyaçları discus balığından bile daha komplikedir. Fakat genel anlamda bütün cins ve türler için ortalama bir değer belirlenip bakılabilir fakat üretim için sahip olunan türün istekleri öğrenilmelidir.

Su Değerleri:

Geophaginler Güney Amerika nın hemen her türlü sularında bulunabilirler. Guianacaralar (Guyanadaki nehirler) hörgüç kafalı toprak yiyenler (Panama ve Kolombiya’nın kuzeyindeki nehirler) ve Brasiliensoidler (Brezilyanın kıyı nehirlerinden) hafif bazik ve nötür sulardan gelmektedir. Bu cins balıklar geniş bir pH ve su sertliği aralığında bakılabilir ve hatta üretilebilirler. Özel durumlara dikkat etmek gerekebilir.

Geri kalan diğer türler çok kozmopolit bölgelerden gelmektedir bu yüzden türe özel olarak incelemek gerekir. Eğer bu konuda bir bilgi yoksa bu balıklar 6-7 pH ve 5-10 dH arasında sıkıntı olmadan bakılabilir. Ama üretim için (mesela daemon üyelerinden Satanoperca ve çoğu (tabiî ki hepsi değil) apistogramma lar) çok yumuşak (ölçülemeyecek kadar düşük sertlik) ve düşük pH (pH 4 civarı) su isterler. Bu değerler diğer türleri strese sokabilir ama üretici bu değerleri zaten bilecek ve ona göre ayırımı yapacaktır.

İlginç bir gerçekte şudur ki bazı geophaginler kurak mevsimde aşırı düşük pH a maruz kalmalarına rağmen yüksek (pH 11) değerlerde çok daha hızlı büyürler.

Bütün geophaginler tabiî ki sıcak sularda yaşarlar (24-27) bazı cinsler mesela Biotodoma 29-30 derece sıcaklıklarda daha iyi büyürler. Bu konuda not edilebilecek brasilinoidler 21-22 derece sıcaklıklarda bakılabilir ve de üretilebilirler. Gymnogeophagus larda bu sıcaklıklarda bakılabilir fakat üremeye geçtikleri söylenemez.

Bütün geophaginler temiz bir suda ve düzenli su değişimi yapılan tanklarda yaşamayı tercih edeceklerdir. Kötü su şartlarını nispeten tolore edebilecek türler Satanoperca,Geophagus ve Biotodoma dır.

Çoğu Geophagin oldukça sakin sulardan gelir burada bu düzeni bozanlar hafif akıntılı suda yaşayan hörgüç kafa toprak yiyenlerle hızlı akan sularda yaşayan Retroculus türleridir.

Tank Kurulumu:

Geophaginler ilk olarak toprak eleyici yani kum karıştırıp yem arayan balıklardır ve zamanlarının çoğunu gündüz saatlerinde kumu eleyerek geçirirler. Bu yüzden kalın, keskin kenarlı yada çok büyük çakıllardan oluşan bir taban onlara zarar verir hatta ölümlerine de yol açabilirler. Tabanda kum olmaması sorun değildir fakat doğal davranışlarını sergilememeleri çoğu hobicinin seyir zevkine terstir.

En iyi tercih silikat bazlı yuvarlatılmış bir kumdur. Bu tip kumlar balığa zarar vermeyeceği gibi su kimyasına da etki etmeyecektir ve tabi ki balıkların doğal davranışlarına da izin verecektir. Biraz daha büyük kumlarda olabilir ama taban filtresi kullanılmayacaksa tercih edilmemelidir.

Büyük kaya ve taşlar, ağaç kökleri ve dalları hem doğa görünüme hizmet edecek hem de üreme ve saklanma için ortam sağlayacaktır. Ekstra saksı veya pvc borularda kullanılabilir tabi göz zevkinizi bozmayacaksa.

Küçük geophaginler bitkili tanklarda oldukça rahat edeceklerdir ama büyük türler bitkileri ve kökleri yerlerinden çıkartabilir. Bütün büyük türler değil elbette iyi köklenmiş ve dikilmiş yada saksı ile konulmuş bitkiler geophagus,satanoperca ve biotodama ve hatta gymnogeophagus balzanii ile konulabilir.

Yemleme:

Geophaginler doğalarının tersine su yüzeyinden yem yemeyi kolaylıkla kabullenebilirler. Fakat bazı türler bu doğal olmayan yemleri görmezlikten gelebilir. Bunun yanında su yüzeyinden beslenen fazlaca balığınız varsa batan yemleri kullanmanızda fayda var.

Hazır yemler geophaginleri beslemekte yeterli olur ama canlı ya da dondurulmuş yemlerle desteklemek özellikle üreme döneminde ayrıca önem kazanır. Tabi su bozulmasını önlemek için su değişimleri unutulmamalı. Küçük geophaginlere açılmış artemia ile kondisyon kazandırılabilirler.

Yeşillikleri yemeyen geophaginler belki bezelyeyi kabul edebilir. Canlı balık ile beslenmek istenirse bu balıklar karıştırıcı ve arayıcı özellikte ise tabanda saklanmakta olan yavruları bulabilir ve yiyebilirler. Corydoras ve türevi balıklar üreme dönemlerinde tehlike arz ederler.

Birlikte Bakılabilecek Canlılar:

Çoğu geophagin barışçıl cichlidlerdir ve karma akvaryum balıklarıdır. Ama en agresif geophaginler brasiliensoidslerdir. Bunlar kendi türleri ile bakılmalıdırlar. Brasiliensoidsler için burada listelenen akvaryum arkadaşları her zaman doğru çalışmayabilir. Kendileri kadar büyük acaralar ile bakılabilirler. Diğer bir yanda ise Satanopercalar var bunlar melek balıkları ile hatta bazı hızlı yüzebilen tetralar ile olabilir ama burada asıl önemli olan tetranın melek balığından kaçabilmesidir.

Geophaginlerin çoğu doğalarında agresif olan kendi cinsleriyle birlikte olsalar da akvaryumlarda diğer barışçıl balıklar ile bakılmaları daha uygundur. Çoğu büyük geophagin için acaralar özellikle green terror , yüksek vücutlu güney amerika cichlasoniines ( discus, melek vb.)tetralar ve barışçıl characinler, loracaridilerin her boyu, corydoraslar ve türevleri ile birlikte bakılabilirler. Bu balıkların geoplar ile yaşayabilmeleri kendi aralarında uygun oldukları anlamına gelmemelidir.

Küçük geophaginler yine küçük acaralar ile, küçük güney Amerika cichlidleri ile, daha barışçıl olan cichlasomines ( discus, melek,festivum vb.) ile, tetralar ve kedibalıkları ile bakılabilirler.

Diğer balıklar bir yana tetralar özelikle küçük geophagin tanklarına önerilir çünkü kendilerini daha rahat hisseder ve üremeyede teşvik edebilirler.

Üretim:

Geophaginler üretim stratejileri açısından diğer cichlidlere göre çok fazla değişiklik ve farklılık gösterirler. Hatta bu değişiklikler aynı cins içindeki türlerde bile değişir. Bu balıklar aynı cins altında olsalar bile farklı sulardan gelebilirler. Bu yüzden üretime alınacak türün özelliklerini ve isteklerini bilmek önemlidir.

Bakımı kolay brasiliensoidler diğer cichlasomineler (discus,melek,festivum vb.) gibi bu türde ilk üretilecek balık olmaları açısından kolaydır.Örnek vermek gerekirse popüler olan G. Steindachneri ilk balık olarak idealdir. Hazır yemler ile bakılabilecek ve üretilebilecek bir balıktır. Ama tabi ki üretime alınacak erkek ve dişiyi önce kondüsyona almak, iyi beslemek gerekir ve suyun sıcaklığını 21-22 dereceye düşürmek gerekir. G.steindachneri lerin yavruları ilk çıktıkları zaman toz haline getirilmiş yemi yiyebilecek kadar büyük olurlar tabi artemia ile beslemek en etkili yöntem olur.

Diğer uçta bir örnek ise Satanoperca üyesi olan S. Daemon dur ve kendi cinsi içinde üretilebilmiş tek türdür. Bu zorluğu yüzünden kesinlikle ilk başlangıç balığı olmamalıdır. Yalnızca zor üretilmesi değil, balığın ortamını hazırlamak ve yaşatabilmekte güçtür ki bunu çok tecrübeli hobiciler bile hala tartışmaktadır.

Yine üretimi zor olan geophaginler içerisinde ; Acarichtys heckelii, diğer satanoperca türleri(juruparoidler), biotodoma türleri ve çoğu apistogramma türleri vardır. Bu balıkları üretebilmenin tek anahtarı sabırlı olmaktır. Çoğu geophagin yavaş büyür ve belkide birkaç yaşına gelene kadarda anaç olamaz. Küçük geoplar içinde ise çok hızlı anaç olanlar vardır ki bunlar genelde yıllık balıklardır (yani ömürleri 1 senedir) ama onlarda senede sadece bir iki ay üreme gösterirler.

Geophaginleri üretmenin zor olmasının bir diğer faktörüde balıkların cinsiyetlerini belirleyememektir. Cichlidlerde olan genel kurala göre her iki cinsiyette birbiri ile aynı özellikleri gösterir. Geophagus ve satanoperca türlerinin ve de Acarichthys heckelii nin cinsiyetlerini ayırmak zordur. Biotodoma türlerini ayırt etmek tarif edilen şekil ve renklere göre mümkündür. Gymnogeophagus, Guianacara, Papiliochromis ve brasiliensoid leri erkekle dişinin boyut farkından (erkekler daha büyüktür) ve erkeklerin yüz şekillerinden (daha yüksektir) ayırt etmek kolaydır. Baskın apistogramma erkeklerini ayırt etmek renklerinden dolayı mümkündür ama baskın olmayan erkekler dişiler ile karışır renkleri aynıdır. Son olarak hörgüç kafalı toprak yiyenlerin erkeklerinin hörgüçlerinin boyutu ve renklerinin canlılığı ile ayırt edilmesi kolaydır.

Siyah su geophaginlerininde üretimi zordur. Çünkü çok yumuşak su isterler bu yumurtanın döllenmesi için gereklidir, bazik suda yumurta döllenmeden kendisini kapatır. Düşük pH ise üremeyi tetikler ve tabi ki sezonuna göre yavruların dişi erkek oranlarını etkiler.

Sakin ve barışçıl geophaginlerin karma tanklarda bakılmasıda bu işin zor bir başka tarafıdır.

Çoğu geophagin yumurtalarını düz yüzeye bırakır kayalar gibi, gecikmesiz ağızda kuluçka yapanlar üreme için gecikmeli ağızda kuluçka yapanlara ve kuma yuva yapanlara göre daha az endişe ederler. Bazı geophaginler mesela satanoperca türleri yumurtalarını çiftleşmeden sonra kuma gömerler. Yani yumurtalar nerede diye sakın panik yapmayın :).

Apistogramma , guinacara türleri ve Acarichthys heckelii saklanacak yere ihtiyaç duyan balıklardır. Mağaralar kovuklar ya da A.heckelii gibi toprak altında tünel açarak yumurtlarlar. A. Heckelii için daha önce açılmış yuvaları kapatmanız hoşuna gidecektir böylece kendi yuvasını yine kendisi kazacaktır.

Yazan: Dr. Dean F. Hougen

Çeviren: Levent Boyacıoğlu

Not: Çeviride, verilen bilgiler değiştirilmeden yazarın yorumu gibi yazılmış, ya da paragraf yapısı tekrar düzenlenmiş olabilir. Makale 1994 yılında yazıldığı için bazı bilgiler geçerliliğini yitirmiş olabilir, yazının orjinalini bozmamak için geçerliliğini kaybettiğini düşündüğümüz bilgiler çıkarılmamıştır. Hatalar için af ola.

Kaynak: http://aquarticles.com/articles/breeding/Hougen_Cichlids_IV_Geophagines.html

Paylaş