Altolamprologus Compressiceps

590

Yakışıklı değil ama karizmatik. Compressiceps’i tanımlamak için en iyi cümle bu olur sanırım. Yanlamasına basık, dikine çizgili ve noktalı bir vücut, eğimli bir kafa, kalkık bir burun ve koca bir ağız. Çoğu hobicinin sarı calvus olarak bildiği bu balıklar aslında calvus değil compressiceps türüdür. İkisi de Altolamprologus cinsi olsa da onları 2 farklı tür yapan yapısal farklılıklar varıdır. Compressicepsin çenesi daha kısadır ve en belirgin özelliği burnu yukarıya doğru dönüş yapar, oysa ki calvusların daha uzun ve eğimli yüzü vardır, eğimin bittiği yerde yukarıya doğru bir dönüş yoktur. Ayrıca compressicepsin çizgileri daha net ancak noktaları calvusa göre daha az belirgindir. Renk dışındaki bu tip belirgin özellikler yüzünden compressicepsleri sarı calvus olarak adlandırmamak gerekir. Calvusun sarı varyasyonu; yani sarı calvus da mevcuttur, ancak compressicepsler gibi burunları kıvrımlı değil, noktaları daha belirgin ve çizgileri daha siliktir. Bununla birlikte compressicepsin siyah varyasyonu da bulunmaktadır. Yani anlayacağımız türü belirlerken asıl olan renk değil biçimdir.

Calvus sadece gölün güney batısında (Kongo ve Zambia arası) bulunur. Compressiceps ise gölün çoğu bölgesinde görülür. Enteresan bir şekilde ne kadar açık renkli olursa olsun compressicepslerin tümü doğada derindeyken oldukça koyu renge sahiptir. Chaitika Burnu’ndan çıkan Kırmızı Compressiceps’in bile derinlerde oldukça koyu renge sahip olduğu görülmüştür. Ancak oldukça sığ yerlere geldiğinde rengini açar.

İlk ihraç edilen compressiceps ülkemizde de oldukça popüler olan Red Fin’dir. Daha sonra adından en çok söz ettiren compressiceps olan Gold Head; Zambia ve Tanzanya arasından çıkartılmıştır. 1989 yılında Brichard Turuncu Compressiceps’i keşfetmiştir ancak bu tür ne yazık ki hobicilere ulaşacak kadar üretilip ihraç edilemedi.

Compressiceps’in pekçok varyasyonu bulunmakta. Bunlardan bazıları;
Red Fin, Kırmızı Yüzgeç
Gold Head, Altın Kafa
Gold Face, Altın Yüz
Fire Fin, Ateş Kuyruk
Black, Siyah
Sumbu
Crocodile Island, Timsah Adası.

Bu varyasyonlardan en farklısı Sumbu’dur. Sumbular kabuklara yumurtlar ve Compressiceps Shell (Compressiceps Kabuk) veya Altolamprologus sp. Sumbu olarak adlandırılırlar.
Sumbu’nun erkekleri diğer varyasyonlara göre daha küçük olur, bu da onlara diğer compressicepslerin erkeklerinin aksine küçük kabuklara girme şansı verir.

Yapılan en büyük hatalardan biri yanlış varyasyonları birbiriyle çiftleştirmektir. Bu yüzden yerli üretim compressicepslerin çoğu bir varyasyona ait değil. Beslediğimiz balıkların nereden geldiğini, varyasyonunu iyi bilip, balığın eşini ayrı yerden alacaksak ona göre seçmek gerekir. Kırma yavruları olan hobici bunları asla dağıtılmamalıdır.

Compressiceps basık sözcüğünden gelmektedir. Bu basıklık onların dar alanlara girmesini kolaylaştırmasının yanı sıra, istediğinde görünmesini de oldukça zorlaştıracak özelliktedir. Compressicepsler kayaların oyuklarındaki ve etrafındaki omurgasızları, yavruları, hatta genç balıkları avlayarak beslenirler. Avını gördüğü an gözleri ona kilitlenir, vücudunun arkasını yavaş yavaş yukarı kaldırarak ceylanları bekleyen bir kaplan gibi beklemeye geçer. Hedef yeterince yaklaşınca (yaklaşık 10cm kadar) avının üzerine ok gibi fırlar. Onları doğadaki gibi etçil beslemek gereklidir. Her türlü canlı ve dondurulmuş bol proteinli yem verilebilir. (Memelilerin sakatatlarını vermemeye özen gösteriniz.) İri ağzını yemlenmek için kullandığından compressicepsin bulunduğu akvaryumda 3cm’den küçük boyda balık beslemek uygun değildir. Tank arkadaşı olarak yanlarına diğer kabukta yaşayan Lamprologiniler, Leleupi, Frontosa hatta bazı Malawi ve Victoria Cichlidleri koyulabilir. Dikkat edilmesi gerekenler fazla hareketli olup compressicepsi rahatsız etmemeleri, fazla narin olmamaları ve etçil olmalarıdır. Compressicepsleri 1.5 sene kadar kum kelebekleri ve leptosomalarla aynı akvaryumda besledim. Eğer compressicepsi kum kelebeği ve furcifer gibi kum cichlileriyle beraber beslemek istiyorsanız yeterince geniş tabanınızın olması gerekiyor. Akvaryumunuzun bir köşesine kayalar ve kabuklar koyarsanız compressicepsler o bölgeden ayrılıp kumluk bölgeye gitmiyorlar ve küçük kavgalar dahi çıkmıyor. Leptosomalar için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Akvaryum yüksek olursa (bende yükseklik 65cm’di) compressiceps ve leptosoma gündüz boyunca birbirleriyle hiç muhattap olmuyor, ancak leptosomalar gece uyumak için compressicepslerin bölgesine iniş yapabiliyor. Bu da ısırıklar sonucu özellikle küçük boydaki leptosomaların gözsüz ve ağzı burnu eğri olmasına neden oluyor.

Compressiceps erkeği 15cm, dişisi de 9cm boyuna gelebilir, eğer 1 erkek 3-4 dişi balığınız varsa 100 litrelik akvaryumlar rahatlıkla yetecektir. Compressicepsler akvaryumda salına salına yüzmeyi seven balıklar değildir, genellikle bölgesinin başından ayrılmaz. Fakat daha büyük topluluk tanklarında bakılacaksa 350 litreden aşağı bir tankta bakılması sorun yaratacaktır. Örneğin normalde Leleupi ile problemsiz geçinen compressiceps, dar alanda bölge koruması nedeniyle leleupiyle ciddi kavgalar edebilir bu yüzden compressicepsi barındıran bir karma tank en az 350 litre olmalıdır.

Balığı akvaryuma koyduğunuz zaman birkaç gün etrafta görünmeyebilir. Çıksın diye yem verip su şartlarını bozmak yerine sabırla beklemenizi öneririm. Bazı compressicepsler çabuk alışsa da özellikle büyük boyutlu balıkların alışması zor olmakta. pH seviyesini 8-8.5, sıcaklığı ise 25 C civarı tutunuz. Compressicepsler yüksek sıcaklığı hiç sevmezler, dayanmakta zorluk çekerler.

Compressicepsler başka bir balık onları ısırmaya çalıştığında ağzıyla veya vücudunu kıvırıp, kafasını kaldırıp yanını dönerek cevap verir. Ağzıyla cevap vermesi diğer cichlidlerde de görülen bilindik bir tepkiyken, vücudunu çevirmesinin farklı bir nedeni vardır. Compressiceps’in pulları diğer türlerin pullarına göre daha kalındır, o da bu özelliğini kullarak kendisini ısıran balığın dudağına sert pulları ile zarar vermeye çalışırken kendini de korumuş olur.

Compressicepslerin üremesi oldukça sabır isteyen bir iştir. 2001 Mayıs’ında Almanya’dan gelen compressicepslerimin erkeği 6-7, dişisi 4-5 cm kadardı. Okuduğum bilgilere göre bu boyda yavru verebiliyorlardı. İlk bir ay hergün akvaryuma bakarak umutla bekledim, ikinci ay ilk ay kadar beklentim kalmamıştı. Üç, dört beş derken altıncı ay sonunda erkek 12-13, dişi de 7-8 cm boya gelmiş ancak hala bir yumurtlama belirtisi göstermemişlerdi. Dişinin erkek olduğundan şüphelenip, balıkları satma düşüncesine kapılıp bir yandan da teoriler üretirken erkek balığın kabuk başındaki dişiyi oldukça hırpaladığını gördüm. Dişinin de erkeğin de dudakları hasar görmüştü, dişiyi almak istedimde hemen kabuğa kaçtı, kabuğu kaldırdığımda düşen ilk yavruyla sevinçten ne yapacağımı şaşırdım. Compressicepsi üretmiştim, ya da ben öyle sanıyordum. Durum benim üretmediğimi, onların kendi kendine ürediğini gösteriyordu. İlk iş inatçı dişiyi hırpalıyarak kabuktan çıkarıp, kabuğun içindeki pek çok yavruyu da anneyi çıkarırken ezerek yavruluğa almam oldu. Sonradan anlayacağım üzere hata üzerine hata yapıyordum. Compressiceps yavruları aşırı derecede hassastır. Yavrulukta onları büyütmeye çalışmak başarısızlıkla sonuçlanacaktır, küçük yavruluğa 200 kadar yavru koymak ve dipte yemlerden oluşan mantarımsı tabaka olması sonucun zaten habercisi. Tam 1 ay sonra bir daha yumurtladılar, 200’e yakın yavru çıkıyordu, bu kez dişiyi hırpalamamak için 3. gün kabuğuna ip bağladım, ardından dişi kabuktan çıkarken sağ elimi kabuğa yaklaştırdım, dişi elime saldırınca sol elimdeki ipi çekip kabuğu ondan aldım. Yalnız bunu yaparken bir bayanın yanınızda olmasını önermem. Hemen duygulanıp bırak yavrucakları annesine diyebiliyorlar, ama emin olun siz yavrulara aağıda anlatılan yöntemle bakarsanız annenin büyüteceğinden kat ve kat daha fazla yavru büyütürsünüz.

Yavrular 5-7 gün arası yumurta keselerini tam olarak yitiriyor. Kesesi kaybolmayan yavrular oldukça yapışkan oluyor bu yüzden yavruları aldıysanız kabuğu geri koymadan önce iyice çalkalayın. Yoksa 3-4 yavru için dahi olsa olsa dişi kabukta nöbet tutuyor. Bu arada hobiciliğin vazgeçilmezi sabırsızlık hastalığı olanlara da müjdem var; yumurtaları çok erken almışsanız kabuğu geri koyduğunuzda dişi yumurtalarını ve kabuğunu hemen sahiplenip yumurtaları havalandırmaya devam ediyor ama yine de 5 günden önce almanızı tavsiye etmem.

Almanya’dan gelen dişim yumurtladıktan sonra 2 gün kabuğundan çıkmıyor, sonra yavaş yavaş çıkmaya başlıyordu ama tabi ki nöbeti hiç bırakmıyordu. Kabuğunun yanına düşen yemleri 2. günden, yani kabuktan çıktıktan sonra yiyordu. Dişiyi formda tutmak için akvaryumdaki balıkları beslerken kabuğunu yanına da yem atılmalı. Böylece daha sonraki yavruların da çabuk gelmesi için yatırım yapıyor olacaksınız. Başka bir çiftimin (Gold Head) dişisi ise yumurtladıktan bir kaç saat sonra kabuktan çıkıp kabuğun başında nöbet tutyordu. Yani içerde durma süresi balıktan balığa değişiklik gösteriyor, net bir sayı söylemek yanlış olur.

2. seferde aldığım yavruları yine yavruluğa koyup yine tamamını öldürdüm. Daha önceki ölümler yüzünden dibe kum koymama ve artemia vermeme rağmen bir şey değişmedi. Yavruluğun dibi mantarlaşmış yavru doluyordu. Yaptığım en iyi iş olarak 50 cmlik standart bir yavru akvaryumu aldım (Evet bazı hobicilerin karışık ciklet(!) beslediği ama aslında küçük kalan balıklara ve yavrulara ev sahipliği yapması gereken akvaryumlardan.) 3. parti yavrular da tam 1 ay sonra geldi. Ben de artık zamanı geldiğini bildiğimden gözlemlerimi sıklaştırıyor enteresan şeyler görüyordum. Kur yaparlarken solungaçlarını iyice açıp kafalarını koyulaştırıyorlar. Vücutlarının rengini açıp titremeden daha çok yılan gibi kıvrılma hareketleri yapıyorlar. Erkek yumurtlamadan birkaç gün önce kabuğun önünü kazıyor, devamlı etrafta kurlaşırlarken kurlaşmalar kabuğa doğru yaklaşıyor ve erkeğin kabuğunun önüne taşınıyordu ve bir süre sonra burada yumurtluyorlardı. Daha sonraları dişinin kabuğunda da yumurtladıklarına şahit oldum.

Bir yumurtlama anına denk geldim, dişi yumurtladıktan sonra erkek kabuğun başına geliyor kafası suyun üzerine bakacak şekilde tabana tam dik durarak hareketsiz bir halde spermi kabuğa boşaltıyor, tetikte duran dişi derhal yüzgeçlerini sallayarak spermi yumurtalara ulaştırıyor ve erkeğin içeri yanaşmasına izin vermiyordu. Ancak erkeğin ilgisi fazla değil, 2-3 gün kadar yuvanın başında durup cama uzanan ellere dahi saldırıyor ancak sonrasında ilgiyi kesiyor. Babayı veya kabuğu ayırmazsanız ileriki zamanlarda dişinin kabuğuna saldırıp yavruları yemeye çalışıyor.

Başka compressiceps çiftlerini de ürettim. Dişilerimin bir tanesi kayanın deliğine yumurtuyordu (fotoğrafta mevcut). Yuva belirlemesindeki temel prensip erkeğin giremeyeceği boyutta bir yer olması. Kayaların arasındaki çatlak ve delikleri kabuklara tercih edeceklerdir ancak bu gibi delikler yavruları alırken oldukça büyük problem yaratmakta. Ben bu gibi kayaları yavru akvaryumuna alıyordum aksi taktirde yavruları toplarken çok sayıda balığı karma akvaryumda yem edebilirsiniz.

3. parti yavruları, suyunu büyük akvaryumdan doldurduğum yavru akvaryumuna aldım, 2 hafta boyunca çok güzel bir şekilde kayıpsız büyüttüm. Bu iş bu kadar kolaymıymış diyorudum ki acı bir şekilde compressiceps yavruların yeni suya karşı ne kadar hassas olduğunu öğrendim. 3 gün dinlendirğim suyla 1/3’lük su değişimi yaparken suyu dökmemle balıkların yarısının ters dönüp gözümün önünde sarhoş gibi yüzüp ölmeleri bir oldu. Acaba suya bir şey mi karıştı diyor durumu anlayamıyordum. Elimde 100 kadar yavru kaldı, onları da 2 hafta kadar besledim, artık 1 aylık olup etlenip compressiceps forumunu almaya başlamışlardı. Yavruların ağzına dikkatli bakılınca compresiceps oldukları belli olyordu. Hızlı büyüsünler diyerek Artemia’yı bol bol veriyordum. İnanın o şirin yaratıkların artemiayı yemesini izlerken siz doyuyor ve onlardan çok daha mutlu oluyorsunuz. Gerçi bu kadar yem yüklemesinden sonra muhtemelen suda oldukça fazla amonyak, nitrit, nitrat vardı. Bu sefer değiştireceğim suyu büyük akvaryumdan eklemeye karar verdim. Oturmuş akvaryumdan su ekleyeceğim için yavru akvaryumunu yarıya kadar boşalttım, ardından suyu eklememle yavruların yarısından da çoğu öldü. Çoğumuzun bu gibi hobiden soğuduğu anlar olmuştur, neyse ki tam o günlerde yeni yavrular çıkmıştı. Daha sonra çok önemli bir şeyi farkettim; yavrular su şartlarında ister iyiye ister kötüye olsun ani gidişlerden çok etkileniyorlar.

Artık olayı kavramıştım ve 4. parti yavruları her gün akvaryumdan 1 tas (2 litre) su değiştirerek büyüttüm. 3. parti yavruları büyüttüğüm yavru akvaryumunda dış filtre çalışıyordu, bu 3. parti yavrular ölünce filtreyi de balkona koymuştum, şubat-mart aylarıydı ve hava oldukça soğuktu. Bir ay sonra filtreye baktığımda içinde yaşayan bir compressiceps yavrusu görünce şok oldum, su buz gibiydi ama balık fazla büyümemiş olsa da gayet sağlıklıydı. Balığı filtrenin suyuyla bir kaba alıp yavaşca evde ısınmaya bıraktım, ardından yavaş yavaş yavru akvaryumundan kabına su ekleyerek akvaryuma küçük kardeşlerinin yanına koydum. Daha sonra küçük kardeşlerinin arasına karıştı, sanıyorum sorunsuzca büyüyüp yaşamıştır. Ani değişimler olmadığı sürece compressiceps kötü şartlara bile dayanabilen bir balık. Fakat özellikle yavruları gerçekten çok çok hassas. Kesinlikle 3 cm’den küçük yavrusu alınmamalı, satılmamalı. 4-5 cm olması en az 6 ayı buluyor, oldukça geç olgunlaşan balıklar. Balığın tam formuna ulaşması 3 seneyi buluyor. Bunun yanında daha erken üremeye başlasa da 3 yaşında verim alınıyor. 1.5-2 yaşından önce üremesini beklememek gerekir. 3 yaşındaki dişim son zamanlarda bir kerede 250 yavru veriyordu. Sanırım o kadar hızlı gelişmelerinde ana etken, akvaryumumdaki 3 cm’e ulaşmış 80 tetracanthusun sadece 5’ine erişkinlik şansı vermiş olmalarıydı. Compressicepslerin ömürleri 8-10 yıl kadardır. Sıcaklığın uzun süre 26 derecenin üzerinde olması ömürlerini kısaltacaktır.

Bu kadar compressiceps üreten birisinin mutlaka üretim sırrı olmalı. Evet var.
Compressiceps’i yavrulatmak için iki ana şart gerekir.
1-Baskın saldırgan bir erkek. Akvaryumcuya gittiğinizde compressicepsler beslenmişse 3 tip balık görürsünüz. Eliniz yaklaştırınca kaçanlar, elinizi yaklaştırınca elinizi merak edip gelenler, elinizi yaklaştırınca solungaçlarını kabartıp elinize saldıranlar ya da en azından yüzgeçlerini açıp ben buradayım dikkatli ol diyenler. Size lazım olan son seçenekteki saldırgan, ben buradayım diyen balık.
2-Çok iyi beslenmiş hazır dişi. Eğer dişi yeterince beslenemiyorsa o dişiden hiç bir zaman yavru alamazsınız. Dişide temel nokta beslenmedir.
Bu “ana şartları” sağlayacak ve üretimi arttıracak yöntemler mevcut. Compressicepslerde 1 erkek, 1 dişi olacak diye bir kural yok. En ideali 1 erkek 4 dişidir. Böylece dişiler fazla sıkıştırılmadan rahatça beslenmiş olur. Diğer türlü erkek tek dişiyi oldukça hırpalayabilir. Eğer dişiler 4 adeti geçerse bu gibi durumda erkek 1 aylık periyotta bu dişilere yetişemez, saldırganlığında ve formunda düşüş olur. İlginçtir Almanya’dan gelen compressiceps çiftim yıllar boyu (ilk yavruyu gördüğüm gün hariç) hiç kavga etmediler. Dişiyi yavruları aldıktan hemen sonra tanka koyuyordum ve o günden itibaren 3 hafta bıkmadan usanmadan kurlaşıp tekrar yumurtluyorlardı. Ne yazık ki diğer compressicepslerimde durum öyle değildi, dişileri yumurtlamadan sonra ayırmam gerekiyordu. Nitekim çiftimi verdiğim hobicide erkek dişileri hırpalayıp öldürmüştü.

1 erkek 4 dişilik sürüde kabul edilmeyen dişi olabilir. Bu balığın ne akvaryum değiştirilmesi ne dekor değiştirlmesinden sonra kabul edildiğini görmedim. Bu gibi balıklarda ısrar etmenin anlamı yok, değiştirmenizi öneririm. Bunu yanında kabul edilip hiç yumurtlamayan dişiler de olabiliyor. Üretim şart değil diyorsanız problem yok ama yavru bekliyorsanız ve o balığın diğerleriyle arasında yaş farkı yoksa onun üzerinde de ısrar etmenin anlamı yok. Yalnız unutmamanız gereken nokta compressicepslerin geç alıştığıdır, eğer diğer dişiler yumurtlamış ve bunun üzerinden 3 ay gibi bir süre geçmişse değişim yapmanın vakti gelmiştir ancak eğer bu süre dolmamışsa şu kural hatırlanmalıdır; compressicepsle ilgili karar verilmeden en az 3 ay beklenmelidir.

Üretimle ilgili eklemek istediğim son nokta üreme zamanının boyutla doğrudan bir ilgisi olmadığıdır. Bu süreyi etkileyen 2 ana unsur yaş ve beslenmedir. Daha önce de belirttiğim gibi 1.5-2 yaşından önce üremesini beklememek gerekir.

Compressicepsi 3.5 yıl kadar sıkılmadan besledim, Almanya’dan gelen çiftimin erkeğinin fotoğrafı en geniş cichlid profiline sahip site olan cichlid-forum.com’da profil fotoğrafı olarak yayınlanıp beni gurulandırmakta. http://www.cichlid-forum.com/profiles/species.php?id=1583. Eğer sabrınız ve merakınız varsa bu tür sizi asilliğiyle büyüleyecek, kendisi ve yavrularıyla uğraştırıp oldukça keyifli anlar yaşatacaktır.

Faydalanılan Kaynaklar:
Tanganyika Cichlids In Their Natural Habitat (Ad Konings) (Bölge ve varyasyon bilgileri alınmıştır)
Altolamprologus compressiceps
(cichlid-forum.com, Marc Elieson) (Anatomi bilgileri alınmıştır)

Yazan: Refet Ali YALÇIN
Akvaryum.com ve Akvaryum Dünyası Dergisi’nde yayınlanmıştır. Başka kaynakta yayınlanması yasaktır.

Paylaş